ATEŞ'İN FIKRA KÖŞESİNE HOŞ GELDİNİZ
Hepsi Birden
Oymak beyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini
anlatmaya çalışıyordu:
-Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı
olmalıdır. Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara... Her sabah okula geldiğiniz
zaman size bir gün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı?
Ertesi sabah oymak beyi çocukları toplayıp sordu :
-Söyleyin bakalım... Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan :
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.
Adamcağız şaşırdı :
-Hepiniz mi?
-Evet efendim, hepimiz birden.
-Neden?
Çocuklardan biri cevap verdi :
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!
Roma'yı kim yaktı?
Sınıfta öğretmen uyuklayan
öğrencisine sormuş, "Roma'yı kim yaktı oğlum?"
Çocuk "Hocam ben yakmadım diye ağlamaya başlamış. Öğretmen sinirlenip sınıftan
hızla çıkmış.
Karşısına edebiyat öğretmeni çıkmış:"Ne oldu Hocam neye sinirlendin demiş."
"Bir çocuğa Roma'yı kim yaktı dedim, ben yakmadım diye ağlamaya başladı."
Edebiyat Öğretmeni: "Boş ver hocam bunlar yaparlar yaparlar yapmadım derler."
Öğretmen iyice sinirlenmiş.Bu sefer karşısında Müdürü bulmuş. Hocam ne oldu."
Hiç sorma hocam sınıfta çocuğun birine sordum Roma'yı kim yaktı diye, çocuk ben
yakmadım diye başladı ağlamaya"
"Tamam hocam niye sinirleniyorsun ben şimdi bir kağıt yazıp kimin yaktığını
bulurum zararı da tahsil ettiririm."
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde
bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun
anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi. Onun yanında oturan küçük kız çocuğu
parmak kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!
"Vinççi!"
Birinci sınıfa başlayan çocuklara
öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu:
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor?
Tuna:
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi.
Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu:
-Pek iyi anlayamadım, neymiş babası?
Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi:
-Vinçmiş, vinç!
Bu gerçek bir olaydir: 23 Nisan da
çocuk ögretmenine sorar:
Ögretmenim 23 Nisan çocuklarin bayramidir degil mi? Ögretmen:
Evet diyerek soruyu cevaplar. Çocuk :
Ögretmenim siz söylemistiniz; bayramlarda insanlar dinlenir ve birbirlerini
ziyaret ederler degil mi. Ögretmen :
Evet yavrum. Çocuk :
Anlamadigim bir sey var? "NIYE 23 NISAN DA EN ÇOK YORULAN BIZ OLUYORUZ".
Hoca aksamleyin eve dogru yururken,
baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu...
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!
Cennet Dolup Taşmış
Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya
sormuş.
Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin
cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu
yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.
Coğrafya
Bölük komutani Ali okulu nu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.
Kaç yıldır evlisiniz ?
Cocuk dedesine sormus:
- Dede, nenem ile kac yildir evlisiniz?
- 40 yildir evlat.demis dede.
- Peki ama dede, ben sizi hic kavga ederken gormedim bunun sirri nedir?
- Otur evlat anlatayim. Evlat biz ninen ile evlendigimizde elde avucta bir sey
yok, kimsemde yoktu. Ben neneni bizden oldukca uzaktaki koyden aldim, nikahimiz
kiyildi, benim at arabasina nenenin uc bes esyasini attik ve bizim koyun yolunu
tuttuk. Yolda benim atin ayagi surctu ve tokezledi. Ben "Bu bir" dedim. Devam
ederken bir daha tokezledi, ben yine "Bu iki" dedim.
Koye de daha epey yolumuz vardi, bizim atin ayagi bir daha tokezleyince "Bu uc"
dedim ve cektim belimden pistovu, ati orada vurdum.
Ben ati vurunca nenen basladi bana soylenmeye. "Biz simdi nasil gidicez, niye
durup dururken ati vurdun. Sende hic akil yok mu. Bu esyalari nasil goturucegiz"
Ben de dondum nenene "bu bir" dedim. O gun bugundur, gul gibi gecinip gidiyoruz
Kalorifer
Sinif ögretmeni ögrencilere teker teker sorular soruyormus.Ama hiçbiri dogru
düzgün cevaplayamiyorlarmis.Ögretmen iyice sinirlenerek baska birine daha soru
sormus.O da bilemeyince
-"Bir sey bilmiyosun,pekii niye geliyosun sen buraya?" diye bagirarak sormus.O
da cevaplamis:
-"Ama sayin ögretmenim, ben kalorifer tamircisiyim, radyatörleri kontrol ediyodum".
Kavuktan al haberi
bir gün bir adam,elinde bir mektup,
Der ki hocayı tutup
"Hocam zahmet ya sana,
Şu mektubu bir okusana
Açar bakarki hoca
Mektup baştan sona arapça
Şöyle bir iki evirir çevirir
Söktüremez çaresiz geri verir
Der ki başkasına okut bunu sen
Adam şaşırır: neden
"Türkçe değil bu mektup okuyamam
Yine anlamaz adam
Hocanın okuması yok zanneder
"Ayıp hoca!ayıp."der.
"Benden utanmıyorsan şundan utan
Şu başındaki koca kavuğundan!"
Hoca,kavuğunu çıkarıp uzatır
Sonra,"mademki der,iş kavuktadır;
Haydi benim düdüğüm ,giyde şunu;
Kendin oku bakalım mektubunu."
Keşiş
Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira
nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis,
nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir dogru daha
çizerek daireyi dörde bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya yapmis
ve kesis büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur
dedi,ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim,
daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi
altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek
daha iyi olur dedim.
Kim Suçlu
Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam
kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
-Farzedelim iki inek mera da dovustu ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldurenin sahibi
sorumlu tutulacakmidir?
Adamin hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
-Yerine gore, der, hukum vermeden.
-Karar vermene yardimci olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldurdu!.
-Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep
baglanmadigindan dolayi, kesinlikle sorumsuzlardir. Bu yuzden de, sahibi sorumlu
tutulamaz!
-Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim surctu. Benim inek seninkini oldurdu demek
istemistim!
Bu haber uzerine, Hoca'nin kani beynine sicrar. Sakalini ceker, kalkar ve
yeniden oturur.
-Bu ilk dusundugumden daha karmasik bir durum, der. Memurlugunun tum
agirbasliligiyla katibine doner ve ekler "yaninda ki rafta duran kara kapli
kitabi ver bakayim!"
Küçük Kusur
Minik kiz elinde karnesiyle evden iceri girmis. Karnesini babasina gostermis.
Babasi bir bakmis bastan asagi pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama ogretmen
karnenin altina soyle bi not dusmus:
- "Cok akilli ve yetenekli bir cocuk fakat bir kusuru var, derste cok konusuyor.
Buna nasil son verebilecegimiz hakkinda fikirlerim var, en kisa zamanda siz
velisiyle de paylasmak istiyorum"
Baba bunun uzerine karneyi imzalamis ve ogretmenin goruslerinin altina kendi de bi not dusmus:
- "Lutfen paylasalim, cunku ise
yararsa ben de annesinde uyguluyacagim.."
![]()
Pazarlık Payı
Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...
Şaka
Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava
patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.
Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları
fakirlere dağıtacağım der içinden.
Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda balıklara
bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra
balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların
çeyreğini dağıtsam olur der.
Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar
bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
-Haçen sende şakadan heç anlamiyesun...
Senden Hızlı Koşsam Yeter
Bir Amerikali ile Japon safari'ye
çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak
için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer
tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan
yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan
bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum
viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor
ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
-Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
-Yoo, senden hızlı koşsam yeter.
Copyright ©
www.atesimizvar.com
Her hakkı saklıdır.
Webmaster:
Yalçın Kuzören
-
ykuzoren@yahoo.com
Example 1: Launching from a text
link
Click Here
Example 2: Launching from an image link
Example 3:
Launching from a form button
ı